Maç Önİzlemesi: Olimpia Milano – Paris Basketball (30.10.25)

Maç Önİzlemesi: Olimpia Milano – Paris Basketball (30.10.25)

30 Ekim 2025 Kapalı Yazar: baskethaber basket

Euroleague 8. hafta mücadelesinde Olimpia Milano Perşembe günü saat 22:30’da Paris Basketball ile karşılaşacak.

Unipol Arena’da oynanacak ve S Sport ekranlarında canlı yayınlanacak karşılaşma öncesinde gelin takımların durumlarına birlikte göz atalım, keyifli okumalar.

🔴 Milano: Bitmeyen Tutarsızlık ve Hücumda Tıkanan Düzen ⚙️

EA7 Emporio Armani Milano, bu sezon bir türlü ritim yakalayamıyor. Son haftalarda oynadıkları maçlar, takımın oyun kalitesini yükseltmekte ne kadar zorlandığını net biçimde gösteriyor. Barcelona deplasmanında 74–72’lik mağlubiyet, sezonun özeti gibiydi: kazanma şansı son hücumda ellerindeydi, ancak kötü kararlar ve dağınık hücum setleri galibiyeti ellerinden aldı. Koç Ettore Messina, oyun planını savunma sertliği üzerine kurmuş olsa da, hücumda takımın temposu o kadar yavaş ki EuroLeague’in en düşük tempolu takımı konumundalar. Dahası, hücum verimliliğinde sondan ikinci sıradalar; bu da ritim eksikliğini ve skor üretiminde yaşanan dengesizlikleri gözler önüne seriyor.

Sakatlıklar Messina’nın elini ciddi anlamda zayıflatıyor. Son olarak Vlatko Čančar ile yollar ayrılırken, yeni transfer Nate Sestina henüz takıma tam uyum sağlayabilmiş değil. Bu eksikler, özellikle hücum rotasyonunda büyük boşluklar yaratıyor. Buna karşın, bazı isimler bireysel olarak öne çıkmayı başardı. Armoni Brooks, sakatlıklarla daralan kadrodan doğan fırsatı iyi değerlendirdi. Özellikle son haftalarda savunmada aktifliği ve dış şut katkısıyla dikkat çekiyor. Shavon Shields da takımın skor yükünü sırtlamaya devam ediyor, ancak yalnız kalıyor.

Milano’nun en büyük problemi, hücumda yaratıcılık eksikliği. Takım, oyun kurulumunda çok fazla pasla top dolaştırıyor ama hücumun sonunda kaliteli şut fırsatları üretemiyor. Özellikle orta mesafe isabet yüzdeleri EuroLeague’in en düşüklerinden biri. Marko Gudurić zaman zaman hücumda patlamalar yapıyor, ancak istikrar sağlayamadı. Leandro Bolmaro ise Valencia karşısında kariyer rekoru kırdığı maçtan sonra formunu yukarı çekti, fakat takımın genel üretkenliği hala sınırlı. Milano ayrıca ligin en az top çalan takımı olmasına rağmen en az top kaybı yapan ekiplerden biri. Bu istatistik, temponun ne kadar düşük olduğunu kanıtlıyor.

Savunmada ise fiziksel mücadeleye dayalı bir sistemleri var, ancak geçiş savunmasında büyük açıklar veriyorlar. Ribaundlarda özellikle hücum ribaundlarını iyi değerlendiremiyorlar. Bu da topu kontrol eden ama skora çeviremeyen bir Milano portresi çiziyor. Koç Messina’nın hedefi, bu istikrarsız tabloyu düzeltmek ve hücumda karar alıcı rolleri netleştirmek olacak.

🔵 Paris: Yüksek Tempo, Düşen Verimlilik 💨

Paris Basketball, sezona oldukça etkileyici başlamış ve üç maçlık galibiyet serisi yakalamıştı. Ancak bu seri, geçtiğimiz hafta Anadolu Efes karşısında alınan 90–80’lik yenilgiyle sona erdi. Fransız ekibi, maç boyunca rakibinin temposuna ayak uyduramadı ve savunmada çok fazla açık verdi. Efes, özellikle boyalı alanda kolay sayılar buldu. Bu durum, Paris’in sezon başından beri süregelen en büyük problemiyle örtüşüyor: boyalı alan savunması ve top kayıpları.

EuroLeague’de maç başına en fazla top kaybı yapan takım olan Paris, Efes karşısında da bu alışkanlığını sürdürdü. Hücumda ise, her ne kadar ligin en iyi hücum ribaundu ortalamasına sahip olsalar da, bu ikinci şans toplarını etkili şekilde değerlendiremediler. Özellikle şut tercihleri ve pas zamanlamaları, Efes savunmasını zorlamaktan çok kendi akışlarını bozdu.

Takımın skor yükünü genellikle Nadir Hifi taşıyor, ancak Efes karşısında kötü bir şut gecesi geçirdi. Her ne kadar 17 sayı üretse de, sekiz üçlük denemesinin tamamını kaçırması, takımın dış şut dengesini tamamen bozdu. Onun yanında sakatlıktan dönen Sebastian Herrera, hücuma taze bir enerji kattı ve iyi bir ritim yakalamaya başladı. Justin Robinson da 13 sayıyla takımın ayakta kalmasını sağlamaya çalıştı. Ancak bu bireysel katkılar, takımın kolektif savunma problemlerini kapatmaya yetmedi.

Özellikle ön alan oyuncuları bu maçta büyük hayal kırıklığı yarattı. Boyalı alanda bitiricilikte zorlanan Faye ve Bako, birçok pozisyonda kötü kararlar verdi. Paris’in hücumda en güçlü olduğu nokta hızlı oyun ve geçiş hücumları; ancak top kayıpları ve dengesiz dış atışlar, bu sistemin işlemesine engel oluyor. Koç Tabellini, takımın hücum ritmini geri kazanması için top paylaşımını artırmayı hedefliyor.

⚖️ Genel Değerlendirme: Temponun Efendisi Kim Olacak? 🧩

Bu maç, EuroLeague’in en yavaş takımıyla en hızlılarından birini karşı karşıya getirecek. Tempo farkı, oyunun bütün dengesini belirleyecek gibi görünüyor.

Milano, set hücumu üzerinden oynayan, sabırlı ama düşük tempolu bir yapı kuruyor. Oyunu kontrol altına almak ve savunma sertliğiyle Paris’in hızlı hücumlarını kesmek isteyecekler. Ancak bunun için topa baskıyı artırmaları ve geçiş savunmasında daha kararlı olmaları gerekiyor. Ayrıca hücumda Shields ve Brooks ikilisinin yanına üçüncü bir skor opsiyonu bulmak şart. Eğer Gudurić veya Bolmaro bu rolde devreye girmezse, Milano’nun üretkenliği yine sınırlı kalabilir.

Paris ise tamamen ters bir kimliğe sahip. Koç Iisalo’nun oyun felsefesi hızlı pas, erken atış ve yüksek tempo üzerine kurulu. Ancak bu tempoda top kayıplarını kontrol etmek kritik olacak. Hifi’nin şut ritmini bulması, Paris’in hücumda açılmasını sağlayabilir. Ayrıca ribaundlarda kurdukları fiziksel üstünlüğü ikinci şans sayısına dönüştürmeleri gerekiyor.

Sonuç olarak, bu karşılaşma “ritim savaşının” sembolü olacak. Milano kazanmak istiyorsa oyunu yavaşlatmalı ve Paris’i yarı sahada boğmalı; Paris ise tempoyu yukarı çekip rakibin yaşlı kadrosunu koşuya zorlamalı. Tarzlar ve felsefeler çarpışacak — hangisi baskın çıkarsa, galibiyeti de o takım alacak. 🏀🔥