Maç Önİzlemesi: Paris Basketaball – Baskonia (15.10.25)

Maç Önİzlemesi: Paris Basketaball – Baskonia (15.10.25)

15 Ekim 2025 Kapalı Yazar: baskethaber basket

Euroleague 4. hafta mücadelesinde Paris Basketaball, 15 Ekim Çarşamba günü saat 21:45’de Baskonia ile karşılaşacak.

Adidas Arena’da oynanacak ve her zaman olduğu gibi S Sport’da yayınlanacak karşılaşma öncesinde gelin takımların durumlarına birlikte göz atalım, keyifli okumalar.

🔵 Paris’te Hız, Enerji ve Yeniden Kurulan Sistem

Ev sahibi Paris Basketball, EuroLeague sezonuna Fenerbahçe karşısında alınan mağlubiyetle başlasa da, sonraki haftalarda verdiği reaksiyon, takımın bu sezon da turnuvanın en dinamik ekiplerinden biri olacağını açık biçimde gösterdi. Maccabi Tel Aviv ve Virtus Bologna karşısında gelen etkileyici galibiyetler, Fransız temsilcisinin oyun felsefesinin yeni sezonda da değişmediğini kanıtladı. Kadronun ve koçun büyük ölçüde değişmesine rağmen, Francesco Tabellini yönetimindeki Paris aynı prensipleri sürdürüyor: erken hücum, yüksek tempo ve sürekli baskı. Takım, topu potaya yönlendirmede aceleci davranmıyor gibi görünse de, her hücumun erken bitmesini tercih ediyor; hızlı geçiş hücumları ve hücum ribaundlarına topluca katılım, onların temel silahı. Bu tempoda rakipler sık sık ritimlerini kaybediyor ve Paris, bu kaos ortamında en verimli haline bürünüyor.

Takımın hücum lideri konumundaki Nadir Hifi, geçen sezonun ardından kadroda kalan az sayıda isimden biri olarak yeni projede kilit bir rol üstlenmiş durumda. T.J. Shorts’un ayrılığıyla birlikte tüm hücumun kontrolü Hifi’ye geçti ve bu durum oyuncuya büyük bir özgürlük alanı tanıdı. Hifi, adeta “sınırsız yeşil ışık”la oynuyor; bir maçta 20’nin üzerinde şut denemesi artık kimseyi şaşırtmıyor. Patlayıcı ilk adımı ve hızlı karar alma becerisiyle rakip savunmaları dağıtan Hifi, şu anda takımın en güvenilir skor kaynağı. Justin Robinson sezonun ilk haftalarında dikkat çeken bir performans sergilemişti ancak sakatlığı nedeniyle son haftalarda forma giyemiyor. Bu süreçte henüz sahaya çıkmayan Lamar Stevens, özellikle savunmada ve ribaundlarda fark yaratması beklenen isimlerden biri. Pota altında ise Ismael Bako beklentilerin oldukça gerisinde. Belçikalı uzun, hem EuroBasket’te hem de Paris formasıyla beklenen etkiyi yaratamadı; özellikle çember savunmasında eksikleri göze çarpıyor. Tabellini’nin sisteminde Bako’nun ritim bulması, takımın savunma dengesini kurabilmesi açısından kritik. Buna rağmen Paris, geniş rotasyonu ve yüksek tempolu oyunuyla rakiplerini fiziksel olarak yıpratmayı başarıyor — bu da onları her maçta tehlikeli kılan en önemli faktör.

🔴 Baskonia’da Kriz Sona Erdi mi?

Misafir takım Baskonia, uzun süredir devam eden formsuz dönemine sonunda nefes aldıran bir galibiyetle son verdi. Dört maçlık yenilgi serisinin ardından, Liga Endesa’da Real Madrid’i 94–91’lik skorla mağlup etmeleri sadece moral açısından değil, aynı zamanda takımın oyun kimliği açısından da büyük önem taşıyor. Bu galibiyet, Baskonia’nın “yeniden ayağa kalkma” mesajı olarak okunabilir. Takımın lideri konumundaki Timothe Luwawu-Cabarrot, sahadaki özgüveniyle dikkat çekerken, hem savunmada hem hücumda takımın enerjisini yukarı taşıdı. Ancak gecenin kahramanı, şüphesiz Trent Forrest oldu. Amerikalı guard, 26 sayı ve 19/19 serbest atış isabetiyle tarihe geçecek bir performans sergiledi. Böylesine yüksek serbest atış yüzdesi, sadece Baskonia için değil, Avrupa basketbolu için de istisnai bir olay olarak kayda geçti.

Baskonia, bu sezon da geçmiş yıllardaki kimliğini koruyor: yüksek tempo, erken hücumlar ve açık saha oyunları. Ancak bu yapının getirdiği riskler de var; özellikle savunma yerleşiminde ve ribaundlarda hâlâ zafiyet yaşıyorlar. Yine de Real Madrid karşısındaki ikinci yarı, takımın enerjik oyunla rakibi ne kadar zorlayabileceğini gösterdi. Luka Samanic, üç EuroLeague maçında silik bir performans sergiledikten sonra Real karşısında 17 sayıyla sahneye çıktı ve potansiyelini yeniden hatırlattı. Atletik yapısı ve dış şut tehditiyle Baskonia’nın hücum dengesini değiştirebilecek bir isim. Ancak takımın geneline bakıldığında, Hamidou Diallo gibi potansiyelli oyuncular hâlâ istikrarsız. Diallo, çabuk ilk adımıyla savunmaları geçmekte etkili olsa da, kontrolsüz bitirişleriyle pozisyonları harcayabiliyor. En dikkat çekici gelişmelerden biri ise, koç Paolo Galbiati’nin Markus Howard’ı son lig maçında kadro dışı bırakması oldu. Avrupa’nın en patlayıcı skorerlerinden biri olan Howard’ın kullanılmaması, hem takım içi dengeler hem de uzun vadeli planlama açısından tartışma yaratabilir. Galbiati’nin bu kararının, Howard’ı rotasyon dışında tutma yönünde kalıcı bir adım mı yoksa geçici bir mesaj mı olduğu önümüzdeki haftalarda netleşecek.

⚡ Genel Değerlendirme

Bu mücadele, Avrupa’nın en tempolu iki takımını karşı karşıya getirecek. Paris, tabellini yönetiminde hız, agresiflik ve hücum ribaundlarıyla rakiplerini sindiren bir takım hüviyetinde. Yüksek tempoda oynarken dahi top paylaşımını koruyabilmeleri, onları özellikle iç sahada çok tehlikeli hale getiriyor. Nadir Hifi’nin bireysel skorerliğiyle yön bulan Paris, savunmada eksik kaldığı anlarda bile hücum enerjisiyle bu açığı kapatabiliyor. Ancak Bako ve uzun rotasyonunun form grafiği, sezonun geri kalanı için belirleyici olacak.

Baskonia cephesinde ise Real Madrid galibiyeti moral verici olsa da, takımın hâlâ istikrara ihtiyacı var. Galbiati’nin genç oyunculara tanıdığı özgürlük, enerjik bir atmosfer yaratıyor; fakat bu yapı, yüksek profilli takımlara karşı hataları da beraberinde getiriyor. Diallo ve Samanic’in performans sürekliliği, Baskonia’nın hücum potansiyelini yukarı taşıyabilir. Öte yandan, savunmada konsantrasyon eksikleri devam ederse Paris gibi ritim yakalayan takımlar karşısında tutunmaları zorlaşabilir.

Genel tabloya bakıldığında, Paris’in sistematik tempolu oyunu ile Baskonia’nın bireysel patlamalara dayalı hücumu arasındaki fark, bu maçın ana hikayesini oluşturacak. Fransız ekibi kolektif hız ve agresiflik üzerine kurulu bir yapı sergilerken, Baskonia daha çok bireysel yaratıcılığa güveniyor. Bu karşılaşma, hem Paris’in yeni sisteminin ne kadar olgunlaştığını hem de Baskonia’nın yeniden yapılanma sürecinde istikrara ne kadar yaklaştığını gösterecek — Avrupa basketbolunun en dinamik iki temsilcisi arasında, ritim ve enerji üzerine kurulmuş bir taktik düello izlenecek.