Önİzleme: Los Angeles Clippers – Phoenix Suns (09.11.25)

Önİzleme: Los Angeles Clippers – Phoenix Suns (09.11.25)

9 Kasım 2025 Kapalı Yazar: baskethaber basket

NBA Batı Konferansı mücadelesinde Los Angeles Clippers Pazar günü saat 06:30’da Phoenix Suns ile karşılaşacak. Gelin birlikte maçın öncesinde takımların son durumlarına göz atalım, keyifli okumalar.

🏠 Los Angeles Clippers – Form Düşüşü, Savunma Krizi ve Yaşlanan Çekirdeğin Yarattığı Soru İşaretleri

Los Angeles Clippers cephesinde tablo pek iç açıcı değil. Phoenix Suns karşısındaki 115–102’lik yenilgi, yalnızca bir mağlubiyet değil; takımın sezonun ilk bölümünde sergilediği dengesiz performansın adeta bir özeti niteliğinde. Clippers böylece üçüncü kez üst üste kaybetti ve dereceleri 3–5’e geriledi. Batı Konferansı’nın rekabet seviyesi düşünüldüğünde, bu durumun kısa sürede tersine çevrilmesi zorunlu hale geliyor. Ancak kadrodaki eksikler — özellikle Kawhi Leonard ve James Harden’ın bu karşılaşmada oynamaması — işleri daha da karmaşık hale getiriyor.

Yine de Clippers’ın sorunları yalnızca sakatlıklarla sınırlı değil. Norman Powell’ın ayrılığı başta göze çok çarpmadı, ancak bugün bakıldığında bench üretimi ve hücumdaki stabilitenin düşmesinde büyük rol oynadığı açıkça görülüyor. Bradley Beal’in Clippers formasıyla yaşadığı düşüş ise takım için ayrı bir problem; Suns maçındaki 2/14 isabet ve sadece beş sayı, hücumda ne kadar ritim dışı olduğunun göstergesi. Bu durum hem spacing’i hem de top paylaşımını zayıflatıyor.

Savunma tarafında ise tablo daha da şaşırtıcı. İlk sekiz maç sonunda Clippers, ligin en kötü savunmalarından biri. Bu, özellikle Ivica Zubac’ın bireysel anlamdaki gelişimi göz önüne alındığında akıllara durgunluk veriyor. Zubac son iki sezondur kariyerinin en güçlü dönemini geçiriyor ve çember etrafında caydırıcılığı son derece yüksek. Fakat perimetrede işler dağılmış durumda. Rakip guard’lara yönelik baskı yetersiz, rotasyonlar yavaş ve yapılan veteran hamleler de savunma enerjisine katkı sağlamıyor.

Chris Paul, Nicolas Batum gibi isimler her ne kadar yüksek basketbol IQ’suna sahip olsa da, atletik açıdan ciddi gerileme yaşamış durumdalar. Benzer şekilde Leonard ve Harden’ın kariyerlerinin ikinci bölümünde olmaları, takımın patlayıcılık ve tempo konusunda dezavantajlı kalmasına yol açıyor. Tyronn Lue’nun hâlâ çözmesi gereken pek çok denklem var ve Clippers’ın playoff yarışını riske atmaması için kimlik arayışını hızla tamamlaması gerekiyor.

✈️ Phoenix Suns – Beklentilerin Üzerinde Bir Başlangıç, Yenilenen Yapı ve Booker’ın Liderliğinde Yükseliş

Phoenix Suns cephesinde beklentiler sezon başında neredeyse yok denecek kadar düşüktü. Kevin Durant’in Houston Rockets’a, Bradley Beal’in Clippers’a gitmesi ve kadronun büyük ölçüde yeniden şekillenmesi, genel kanıya göre Suns’ı Batı Konferansı’nın alt sıralarına itiyordu. Ancak Jordan Ott’un ilk sezonunda Suns, 4–5’lik dereceye ulaşarak tüm önyargıları kırmış durumda. Clippers karşısındaki galibiyet de bu sürecin önemli parçalarından biri oldu.

Bu çıkışın temel sebebi, Devin Booker’ın yeniden tamamen serbest bırakılması. Booker’ın 30.2 sayı ortalaması yalnızca skor üretiminin yüksekliğini değil, aynı zamanda ritmini tamamen bulduğunu ortaya koyuyor. Booker’ın saha içi liderliği, Suns’ın hücumdaki temel yapı taşını oluşturuyor.

Phoenix’in bu sezonki en dikkat çekici özelliği ise istatistiklerde gizli. Birçok hücum, pas bağlantıları üzerinden gelişiyor ve takımın asist yüzdesi oldukça yüksek. Bu, kadrodaki yetenek seviyesinin düşmesine karşın sistemsel disiplinle açıkların kapatılabildiğini gösteriyor. Ayrıca hücum ribaundlarında gösterilen agresiflik, ikinci şans sayıları yaratıyor ve Suns’ın ritim bulmasına yardımcı oluyor.

Jordan Ott’un koçluk performansı, gelecek açısından bir işaret niteliğinde. Cleveland ve Lakers dönemlerinde “yüksek potansiyelli yardımcı antrenör” olarak anılan Ott, ilk kez başantrenör koltuğuna oturdu ve üzerinde neredeyse hiç baskı olmaması da onu daha özgür kılıyor. Oyuncu gelişimine verdiği önem ile Suns’ın genç çekirdeğini yukarıya çektiği görülüyor.

Son Suns maçında dikkat çeken noktalardan biri de Jalen Green’in 29 sayıyla gösterişli bir debut yapmasıydı. Genç guard’ın bu seviyede üretim yapabilmesi, Suns’a beklenmedik bir hücum silahı kazandırabilir. Dillon Brooks’un hücumda da ritim bulması ise takımın daha dengeli görünmesini sağlıyor. Brooks’un zaten savunmadaki sertliği ve fizik gücü, Suns’ın kimliğine sınıf atlatıyor.

🎯 Genel Değerlendirme – Form Durumu, Yapısal Sorunlar ve Maçın Olası Oyun Senaryosu

Bu karşılaşma, iki takımın sezon başlangıcındaki zıt hikâyelerini bir araya getiriyor. Clippers, yüksek maliyetli ancak yaşlanan bir çekirdeğe sahip, ritmini bulamayan, savunma disiplini kaybolmuş bir takım görüntüsü veriyor. Eksikler, hücumdaki rollerin netleşmemesi ve veteran ağırlıklı rotasyon, Clippers’ı erken sezonda kırılgan hale getiriyor.

Phoenix Suns ise beklentilerin çok üzerinde bir kimlik oluşturmuş durumda. Devin Booker’ın liderliği, Jordan Ott’un enerjik koçluğu, Brooks’un iki yönlü katkısı ve Jalen Green’in sürpriz çıkışı Suns’ı kağıt üzerinde olduğundan daha rekabetçi gösteriyor. Hücumda pas trafiği ve hücum ribaundlarıyla üretkenliğini artıran Suns, savunmada da sistemiyle ayakta kalmaya çalışıyor.

Maçın temposu büyük ölçüde Clippers’ın savunmasına bağlı olacak. Eğer Clippers perimetrede direnç gösteremez ve Booker’a rahat şut alanı bırakırsa Suns’ın hücumu hızla ritim bulabilir. Clippers’ın ise kazanabilmek için Zubac liderliğinde çember korumasını üst seviyeye çıkarması, hücumda top kayıplarını azaltması ve Beal’den bir toparlanma sinyali alması gerekiyor.

İki takımın güncel form durumu göz önüne alındığında, karşılaşmanın hikâyesi daha çok Clippers’ın “toparlanma çabası” ve Suns’ın “ivmesini koruma mücadelesi” üzerinden şekillenecek gibi görünüyor.