Önİzleme: Philadelphia 76ers – Toronto Raptors (09.11.25)
9 Kasım 2025NBA Doğu Konferansı mücadelesinde Philadelphia 76ers Pazar günü saat 03:30’da Toronto Raptors ile karşılaşacak. Gelin birlikte maçın öncesinde takımların son durumlarına göz atalım, keyifli okumalar.
🔴 Philadelphia 76ers – Güçlü Başlangıçtan Dengesiz Form Grafiğine
Philadelphia 76ers sezona dört maçlık kusursuz bir başlangıç yaparak girse de, devamı hiç de istedikleri gibi gelişmedi. İlk haftalardaki özgüvenli görüntü yerini dalgalı bir performansa bıraktı. Brooklyn Nets karşısında alınan galibiyet bile takımın ritim kaybını gizleyemedi; çünkü hemen ardından gelen Chicago Bulls yenilgisi takımda moral kırılmasına yol açtı. Bu maçta 47 dakika boyunca önde götürdükleri skorun son saniyede Nikola Vucevic’in üçlüğüyle kaybedilmesi, sadece bir mağlubiyet değil, psikolojik bir eşik anlamına geliyordu.
Takım bu yıkıcı sonuç sonrası ertesi gece Cleveland Cavaliers’a karşı 132–121 ile farklı kaybetti. Bu karşılaşmada Joel Embiid’in oynamaması önemli bir eksiydi—yıldız pivot bu sezon back-to-back maçlarda yalnızca birinde forma giyiyor. Embiid’in dakikaları sınırlı kalsa da fiziksel olarak toparlandığı görülüyor. Yine de 76ers’ın problemi Embiid’den fazlası; çünkü savunma sertliğinin ilk haftalara kıyasla dramatik biçimde düşmesi, kritik anlarda doğru kararlar alınamaması ve rol oyuncularının dalgalanan katkısı takımın istikrarını zedeliyor.
Öte yandan Tyrese Maxey’nin çıkışının sürdüğünü belirtmek gerekiyor. Genç guard sezonun ilk 10 maçında 33.5 sayı ortalaması ile ligin en formda skorerlerinden biri hâline geldi. Quentin Grimes’ın 18.3 sayı, Kelly Oubre Jr.’ın 19.3 sayı ortalamalarıyla verdiği destek hücumun üçüncü sacayağını oluşturuyor. Philadelphia’nın dış şut verimliliği ise dikkat çekici: %40.1 üçlük isabeti ile ligde dördüncüler. Hücum verimliliği açısından 121.9 sayı / 100 pozisyon ile NBA’in en iyi üçüncü takımı konumundalar. Ancak hücumdaki verimliliği savunmadaki düşüşle dengeleyememeleri, onları sık sık zor durumda bırakıyor. Dolayısıyla bu maç öncesi Philadelphia cephesinde iyimserlikten çok, “istikrarsızlığı çözme” arayışı ön planda.
🔵 Toronto Raptors – Savunma Disipliniyle Gelen Dönüş
Toronto Raptors sezonun ilk bölümünü sancılı geçirdikten sonra şu anda ligin en formda ekiplerinden biri. 1–4’lük kötü başlangıç, yerini üst üste gelen dört galibiyete bıraktı. Özellikle son deplasman zaferi—Atlanta Hawks karşısındaki 109–97’lik kontrollü galibiyet—Toronto’nun ritmini bulduğunun en net göstergesiydi.
Bu kazanılmış ivmenin temelinde savunma yatıyor. Raptors, Atlanta karşısında rakibini 97 sayıda tutarak bu sezonki en disiplinli savunma performanslarından birine imza attı. Hücumda ise dengeli bir görev dağılımı var: Brandon Ingram (20 sayı), RJ Barrett (19 sayı), Scottie Barnes (14 sayı, 10 ribaund), Jakob Poeltl (12 sayı, 10 ribaund) dörtlüsü takım kimliğinin belkemiğini oluşturuyor. Özellikle Barnes ve Poeltl’ın pota altında sağladığı fiziksel güç, rakiplerin boyalı alanda istediklerini yapmasını zorlaştırıyor.
Toronto’nun üçlük yüzdesi de Philadelphia gibi oldukça yüksek; %39.7 ile ligin beşincisi konumundalar. Ancak onların farkı sadece şut sokmak değil—topu hakkıyla paylaşmaları. Maç başına 30.5 asist ile NBA lideri olmaları, Darko Rajaković’in sistemine takımın tamamen adapte olduğunu gösteriyor. Hücum verimliliği ise 119.2 sayı / 100 pozisyon, yani ligin en üretken ilk yedi takımı arasındalar. Raptors’ın oyun yapısı sadece bireysel performanslara değil, kolektif karar verme süreçlerine dayanıyor; bu da onları her maç rekabetçi kılıyor.
Sezonun ilk günlerinde hücum organizasyonları sıkışık, savunma ise dengesiz görünüyordu. Ancak Ingram ve Barrett’ın ritim bulması, Barnes’ın çok yönlü oyunu ve Poeltl’ın istikrarı; Toronto’yu Doğu Konferansı’nda yeniden üst sıralar için potaya soktu.
🟣 Genel Değerlendirme – Hücum Ateşi mi, Savunma Duvarı mı?
Bu karşılaşma, bireysel yıldız gücüne dayalı elit bir hücum performansı sunan Philadelphia ile kolektif savunma ve akıcı hücumun timsali hâline gelen Toronto’nun çarpışması niteliğinde. 76ers, Maxey ve Embiid önderliğindeki yüksek hacimli hücumuyla her takıma sorun çıkarabilecek bir yapıya sahip. Ancak savunmadaki istikrarsızlıkları ve son bölümlerde maç yönetiminde yaşanan aksaklıklar onları kırılgan hâle getiriyor.
Toronto ise tam tersine, bireysel parlamalardan çok takım bütünlüğüyle ayakta duruyor. Hücumda topun dolaşması, savunmada yardımların zamanlaması ve ribaund kontrolü onlara güvenilir bir zemin sağlıyor. Raptors’ın en büyük avantajı, maç içinde uzun süre istikrarlı kalabilen bir savunma yapısına sahip olmaları. Philadelphia ise ritim bulduğunda kısa süreli patlamalarla maçı koparabilecek bir takım görüntüsü çiziyor.
Maç temposu açısından Toronto oyunu yarı sahaya çekmeyi, Philadelphia ise hızlı hücumlarla ritim yakalamayı tercih edecektir. Bu nedenle oyunun şekillenmesi, Raptors’ın savunma disiplinine ne kadar sadık kalacağı ile 76ers’ın Maxey ve Embiid liderliğinde ne kadar verimli oynayacağına bağlı olacak. İki takımın da üçlük isabet oranlarının yüksek oluşu, dış hat savunmasını kritik hâle getiriyor.
Kâğıt üzerinde Philadelphia daha büyük yıldız gücüne sahip; Toronto ise daha dengeli ve daha iyi organize olmuş durumda. Bu nedenle karşılaşmanın hikâyesi, bireysel yaratıcılık ile kolektif düzenin çarpışması üzerine kurulmuş olacak.


