Beşiktaş’ın Tecrübeli Koçu Ahmet Kandemir Açıklamalarda Bulundu

ING Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Beşiktaş Icrypex‘te üçüncü dönemini yaşayan tecrübeli koç Ahmet Kandemir, Skorer TV’de Erkan Ayraç’ın sorularını yanıtladı. Kandemir, takımın durumundan, ülke basketbolundaki sorunlara birçok konuda samimi itiraflarda bulundu.

Beşiktaş’ta 3. dönemizi yaşıyorsunuz. Başladığınız yere geri döndünüz. Beşiktaş’ın siz de ayrı bir yeri var mı?

Bu kulüpte 1997 yılında A takım antrenörlüğü yapmaya başladım. Ama ilk çalışmaya başlamam 1992. Bu kulüpte her kategoride takım çalıştırdım. Meslek hayatınızın uzun bölümünü bir kulüpte geçirdiğiniz zaman tabii ki yeri farklı oluyor. Ben Beşiktaş dışında da antrenörlük yaptım. Ama buradan teklif geldiğinde hiçbir zaman ‘hayır’ demedim.

Ligde ilk 8 için sizin için bir tehlike var mı? Ligdeki gidişatını değerlendirebilir misiniz?

İlk üç takım biraz daha yerleri için iyi pozisyondalar. 4 ila 10. sıradaki takımlar hepsi birbirine yakın. 7-8 takım için her türlü tehlike var. Kalan maçlardaki fikstür avantajı bunun yanında şans faktörü her şey etkiliyor. Biz mesela kovid-19 nedeniyle çok sıkıntı yaşadık. Kendi evimizdeki maçları kazanırsak çok sıkıntı olmayacaktır.

Sezon başında kendiniz için ligde ilk hedef olarak nereyi belirlemiştiniz. Beşiktaş şu anda orada mı?

Geçen sezon başlattığımız bir çıkış vardı. Üç yıllık bir projeydi bu. Takıma çok genç isimleri aldık. Takım çabuk bir reaksiyon verdi. Geçen sezonu çok yukarıda bitirdik. Elimizdeki mevcut iyi isimler değere bindi. Siz göndermezsiniz ama, NBA’e gidecek bir oyuncuya kal demek kolay değil. Önemli iki ismimizi kaybettik. Bu sezon o yüzden biraz farklı bir kadromuz var. Avrupa’da daha büyük bir hedefimiz vardı. Elendiğimiz Holon takımı son 8’e kaldı. Bahçeşehir maçında yaşanan sakatlıklar düzenimizi bozdu. Lig için de geçen sezonun altında bitirmek istemiyoruz.

Geçen sezon ligde finalin kapısından döndünüz. Şehmus ve Alperen’in gidişi ne kadar etkiledi. Yerleri doldu mu?

Geçen sezon çok farklıydı. Basketbolu izleyenlere keyif veren bir takımdık. Ama pandemi döneminde bu güzel oyunu taraftar ile paylaşamadık. Oyuncuların en büyük şanssızlığı buydu. Her iyi oyuncunun gitmesi takımı etkiler. Fakat burası 120 yıllık bir kulüp. Beşiktaş kulübünde herkesin yeri dolar.

Alperen’in NBA’deki performansını gururlanarak izliyorsunuzdur. Peki gelecek ona neler getirecektir?

Alperen kısa bir zamanda buralara geldi. NBA’e gitmeden 14 ay önce onu kimse tanımıyordu. En erken yaşta draft olan oyuncu oldu. Takımının kötü gitmesi onun şansı. Daha iyi bir takıma gidip kulübede oturabilirdi. Takımda sorumluluk alması onu her geçen gün daha fazla geliştiriyor.

Şehmus, Fenerbahçe’de daha az sahada kalıyor. Bir yıl daha Beşiktaş’ta kalsa gelişimi daha farklı olur muydu?

Bence kesinlikle olurdu. Gitmesini biz istemedik. Ama ülkede takımlar arasında bütçe farklılıkları var. Bir tarafta 1 milyona, bir tarafta 30 milyona kurulmuş takımlar var. İyi oyuncular da performansını bir an önce paraya çevirmek istiyor. Fenerbahçe’de 12 yabancı ve kaliteli yerliler var. Bu yüzden hata yaptığında sahada kalma şansı azaldı. Ama bu da bir eğitim. Rekabet oyuncuyu geliştirebilir. Bence takım değiştirmesi hata yapma şansını biraz azalttı.

Skorer kimliği olan yerliler teklif alıyor. Bu sezon Egehan ve Furkan’ı gösterebiliriz. Onları elde tutabilecek mi Beşiktaş?

Biz tabii ki bir önceki planlamamızda daha az yabancılı bir düşünce ile yola çıktık. Fakat yolun başında iki oyuncunun gitmesi, 2 genç oyuncumuzun da FIBA’nın saçma sapan bir kuralından dolayı Makedonya’ya gitmesi… Onlar takımımızın ana oyuncuları olacaktı. Bu gençlerin gidişi planları farklılaştırdı. Ama kadromuzda ne kadar yabancı olursa olsun ilk 5’te 2-3 yerli bulundurmaya çalışıyoruz. Beşiktaş Türk basketbolu için çok önemli bir rol üstlendi. Avrupa, lig tabii ki önemli. Ama bir de milli takım var. Beşiktaşlı oyuncular milli takımlarda önemli rol alıyorlar. Kulübümle yerli politikası nedeniyle gurur duyuyorum.

Kerem Konan bu hafta derbide ilk beş başladı, yeni bir yıldız mı doğuyor?

Bir maç oynayarak yıldız olunmuyor. Potansiyeli var tabii ki. Fakat Türk basketbolunun hastalıklı bakış açıları var. Genç isimler bir anda parlayıp sonra da sıradan bir isim haline geldi. Türkiye’de futbolda da durum böyle. Bir maçta 15 dakika çok iyi oynuyor. Ardından televizyonda eurolar-dolarla havada uçuşuyor. Fakat yıldız olunması için çok ciddi süreler alması gerekir. Bir oyuncu 25 yaşında da kendisini geliştirebilir. Kerem benim gözümde çok potansiyeli olan bir oyuncu. Ama daha yolun başında.

FIBA Şampiyonlar Ligi’nde Holon’a kıl payı maçlar sonunda elendiniz. Kadroya bakıldığında Avrupa’da gelinen nokta yeterli miydi?

Bence yeterli değildi. Holon maçında şöyle bir şanssızlık yaşadık. İlk maçı İsrail’de kazandık ve saha avantajını elimizde aldık. Evimizdeki maçta son topta kaybettik. Bir de bu iki maç arasında ligde çok önemli bir Bahçeşehir maçımız vardı. Holon o hafta maç oynamadı. Hazırlığını daha uzun yaptı. Federasyondan erteleme için talepte bulunmadık. Bahçeşehir maçında yıldız isimlerimizden biri sakatlandı. Bu takımı demorolize etti. Bir kez geriye düştüğümüz maçı kaybettik. Son maçı Holon’da kazanabilirdik. Ama burada yaşadığımız durum Galatasaray’ın da başına geldi. Orada kendi kurallarını uygulayıp havaalanında bir kovid-19 testi yapıp bir şekilde rakibin önemli oyuncularını pozitif çıkardılar. Galatasaray’a da bunu yaptılar bize de. Egehan’ı oynatamadık mesela. Biraz şanssızlık oldu, daha iyi yerlere gelebilirdik.

Son maçlarda sezon başına göre sakinsiniz, çift teknik faulle atılmıyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

Teknik faulü ben almıyorum, bana veriyorlar. Dünyanın her yerinde basketbol var. Bir oyuncu dışarıya çıktığında başkası girebiliyor. Ama antrenör bir tane. Türkiye’de antrenörlere ağır karar vermenin daha kolay olduğunu görüyoruz. Oyuncular itiraz ediyor ama atılmıyorlar. Antrenörlerin itirazlarına biraz esneklik getirmeli. Euroleague’de de itiraz var. Ama daha az teknik faul, atılma var. Bir hoca tabii ki haddini aşmamalı. Ama antrenörleri çok kolay dışarı göndermemek gerekir.

Antrenörlerin sinirli hallerine de şahit oluyoruz. Ligde ya da Avrupa’da hakem kararlarıyla kaybettiğiniz maç var mı?

Son saniye kararı olması gerekiyor. Böyle bir maç hatırlamıyorum. Ama hakemlerin maç başladığında iki takımın da savunması sertken, bir tarafın agresifliğine müsaade edip, diğerine çok kolay faul çalması sıkıntı oluyor. Hakem hatası tabii ki olabilir. Ama oyunun devamını sağlamakta tepkimiz oluyor.

Genellikle düşük bütçeli takımları çalıştırıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?

Özel bir nedeni yok. Ben antrenörlüğe burada başladım. Kulüplerin gelirleri belli. Ben kendi gelirleri üstünde takım kurmasına kulüplerin karşıyım. Zalgiris Kaunas, Eurolegue’in son yılların çıkıştaki takımı. Ama şampiyonluğu var mı? Yok… Buna rağmen her maç 15-18 bin kişi salonu dolduruyor. Basketbol kültürü var çünkü. 7-8 milyon dolar gelirle böyle bir takım kurabiliyorsanız, Türkiye’de de gelirlerinizle bunu yapabilirsiniz.

Her branşta altyapı konuşulur. Basketbolda altyapı sizce istenilen seviyede mi?

Konuşuluyor ama altyapı isteği yok kimsenin. Taraftarın genç oyuncuya ne kadar tahammülü var. Biz kısa vadede başarı istiyoruz. Altyapı ile ilgili Türkiye’de inanılmaz bir tesis atılımı var. Ben ilk bu mesleğe başladığımda yetenekli çocukları biz arıyorduk. Şimdi onlar gelmeye başladı. Çok iyi bir malzeme var. 90’lı yıllarda herkes kısaydı. Şimdi kısa bulamıyoruz. Türk basketbolunun iki sorunu var. Birincisi basketbolcu biraz kendisini gösterdiği zaman bunu paraya çevirmek istiyor. Bu yüzden oyuncular kayboluyor. Bütçesi yüksek takımlar da iyi yabancıları olmasına rağmen bir kaç yerliyi süre veremese de elinde tutuyor. Halbuki süre veremediğiniz isimlerin oynamasına izin vermelisiniz. Bazı Anadolu kulüpleri de var. Bir iki sene ligde kalıp düşüyorlar. Bu kulüplerin yabancıya yatırım yapmak yerine yerli isimlere şans vermeleri gerekiyor. Eskiden biz Balkanlar’dan oyuncu getiriyorduk. Şimdi oynayamayan oyuncu oraya gidiyor. Türkiye Avrupa’nın en iyi ligi diyoruz. Kim tespit etmiş bunu. Oyun kalitesiyle mi üçüncüyüz, yoksa para yatırma durumuyla mı üçüncüyüz. Bu kadar yabancı, devşirme… Ben Fransız bir takımda Amerikalı gördüğümde ya da Türk Milli Takımı’nda bir Amerikalı gördüğümde ben onu milli takım olarak görmüyorum. Milli takım başka bir şey. Kulüplerde de yabancı kuralı tartışılıyor. Burada şu kuralı koymamız gerekir. İstenildiği kadar yabancı alınsın, ama iki Türk sahada olsun. Bu rekabeti de artıracak. Türkiye’de devşirme isimler var. Bütün devşirme oyuncuların Fener’de, Anadolu Efes’te olması tesadüf değil. Bu konu diğer kulüpleri de zora sokuyor. Anadolu Efes ile maç yapıyoruz. İlk 5’te hangi yapancılar sahaya çıkacak bunu tahmin bile edemiyoruz.

Zarar tabii ki ediyor. Siz gelirlerinizin üç katını harcarsanız tabii ki zarar edersiniz. Altyapıya yatırım yapmayın, Türk oynatmayın ardından zarar ediyoruz deyin. Zarar etmemek için yerli yatırımı önemli.

Son olarak kalan maçlar öncesi taraftara bir mesajınız var mı?

Pandeminin ardından taraftarlar maça gelme alışkanlığını biraz yitirdi. Futbol takımının da iyi gitmemesi taraftarı biraz tribünden uzaklaştırdı. Taraftara söyleyeceğimiz tek şey şu. Taraftar bizim için çok önemli.