Maç Önİzlemesi: Phoenix Suns – Utah Jazz (01.11.25)

Maç Önİzlemesi: Phoenix Suns – Utah Jazz (01.11.25)

1 Kasım 2025 Kapalı Yazar: baskethaber basket

NBA Batı Konferansı mücadelesinde Phoenix Suns Cumartesi günü saat 05:00’da Utah Jazz ile karşılaşacak.

PHX Arena’da oynanacak karşılaşma öncesinde gelin takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.

🟠 Phoenix Suns: Kırılma Noktasına Doğru 🔥

Phoenix Suns, son haftalarda adeta tepetaklak olmuş durumda. Sezonun ilk günlerinde umut verici bir başlangıç yapmış, özellikle Sacramento Kings karşısında alınan galibiyetle taraftarlarına “belki de yeniden doğuş” sinyali vermişlerdi. Ancak o galibiyetten sonra yaşananlar, bu takımın hâlâ derin bir kimlik arayışında olduğunu net şekilde gösteriyor. Los Angeles Clippers’a 129–102, ardından Denver Nuggets’a çift haneli farkla mağlup oldular. Üstelik bu yenilgiler sadece skor anlamında değil, oyun kimliği açısından da kırılganlık yarattı. Takımın savunma konsantrasyonu düşük, hücum organizasyonu ise neredeyse tamamen bireysel yeteneklere bağlı hale geldi.

Son olarak Memphis Grizzlies karşısında alınan 114–113’lük mağlubiyet, Suns’ın içinde bulunduğu krizi sembolize eden bir karşılaşmaydı. Maçı büyük ölçüde başa baş götürmelerine rağmen, son saniyede Ja Morant’ın galibiyet basketine engel olamadılar. Bu sonuçla birlikte Suns, üst üste dördüncü mağlubiyetini aldı. Ancak bu kayıp serisindeki en iyi performanslarını da aynı maçta sergilediler. Devin Booker, son dört dakikada attığı 11 sayıyla takımını neredeyse tek başına sırtladı ve maçı 32 sayı ile tamamladı. Booker’ın bireysel çabası dışında takımda istikrarlı bir ikinci skor opsiyonu bulunmuyor.

Mark Williams ise son dönemin en olumlu gelişmesi. Arka arkaya ikinci kez double-double yaparak (20 sayı, 12 ribaund) boyalı alanda güven vermeye başladı. Ancak takımın genel problemi, yıldızların etrafındaki tamamlayıcı parçaların yetersizliği. Kevin Durant takası sonrası başlayan yeniden yapılanma süreci, henüz sahaya yansıyan bir istikrar getirebilmiş değil. Jalen Green ve Dillon Brooks’un sakatlıkları da rotasyonu daraltmış durumda. Özellikle Brooks’un savunmadaki enerjisi ve Green’in atletizmi olmadan Suns, rakiplerin tempo oyununa cevap veremiyor.

Sonuç olarak Phoenix, şu anda “ne tam olarak yeniden yapılanan bir takım, ne de rekabetçi bir kadro.” Bu geçiş süreci, kimliğini kaybetmiş bir takım görüntüsü yaratıyor. Booker’ın bireysel parlaklığı tek başına maç kazandırmaya yetmiyor ve bu yapının sürdürülebilirliği ciddi bir soru işareti.

🟢 Utah Jazz: Sessiz ve Dirençli Bir Başlangıç 💫

Utah Jazz, sezona beklentilerin çok üzerinde bir dirençle başladı. Pek çok analist bu sezon Jazz’ı Batı Konferansı’nın alt sıralarına yazmıştı, ancak takım bu öngörülere meydan okuyor. Açılış haftasında Los Angeles Clippers’ı 129–108 gibi net bir skorla geçmeleri, aslında bu sezonun sürprizlerinden birinin kapısını araladı. Ardından Sacramento Kings’e yalnızca yarım sayıyla kaybettiler ve Phoenix Suns’ı 138–134’lük uzatma galibiyetiyle devirdiler. Bu süreçte ortaya koydukları en önemli karakter özelliği, geri adım atmayan mücadeleci kimlikleri oldu.

Bununla birlikte, son maçlarında Portland Trail Blazers’a karşı alınan yenilgi biraz moral bozdu. Maça çok iyi başlayan Jazz, ilk çeyrekte farkı çift hanelere kadar çıkardı ancak ikinci çeyrekte adeta çöktüler. Devre arasında geriye düşen Utah, üçüncü çeyrekte de savunmada çok fazla açık verdi. Dördüncü periyotta geri dönme çabaları etkileyiciydi; farkı bir topa kadar indirmelerine rağmen Jrue Holiday ve Deni Avdija’nın kritik anlarda devreye girmesiyle galibiyeti kaçırdılar.

Bu mağlubiyette bile Lauri Markkanen’in performansı göz kamaştırdı. Fin yıldız, 32 sayı ile takımın hücum yükünü sırtladı ve sezonun en formda forvetlerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Yanında Keyonte George da adeta ikinci bir yıldız gibi oynuyor; son maçta 29 sayı ve 8 asist üreterek sorumluluk almaktan çekinmedi. Utah’ın en dikkat çekici özelliği, “yıldızsız kolektif oyun” felsefesini sürdürülebilir hale getirmiş olması. Hücumda topu iyi paylaşıyorlar, pas zinciri hızlı işliyor ve herkes doğru zamanda katkı veriyor.

Buna karşın sakatlıklar, kadro derinliğini sınırlıyor. Isaiah Collier ve Georges Niang’ın yokluğu, özellikle bench katkısını düşürdü. Yine de koç Will Hardy, mevcut kadroyla ligin en organize takımlarından birini yaratmış durumda. Hücumda sistematik, savunmada yardımlaşma temelli bir anlayışla oynayan Jazz, her maçta rakibini son topa kadar zorluyor.

⚖️ Genel Değerlendirme: Yeniden Yapılanma ile İstikrar Arasında Bir Çatışma 🧩

Bu karşılaşma, tamamen zıt iki hikâyenin buluşması niteliğinde. Phoenix Suns, kimlik arayışı içindeki bir takım; yıldız gücü var ama kolektif düzen eksik. Utah Jazz ise yıldızdan yoksun ama sistem ve birliktelik açısından güçlü. Suns cephesinde Devin Booker’ın formu hâlâ elit seviyede, ancak etrafındaki yapı onu destekleyecek kadar dengeli değil. Booker’ın yükü arttıkça takımın hücum çeşitliliği azalıyor, bu da rakiplerin savunma planlarını kolaylaştırıyor.

Utah ise, sahada bir “aile takımı” gibi oynuyor. Markkanen’in istikrarlı liderliği, Keyonte George’un yaratıcılığı ve koç Hardy’nin kolektif oyun anlayışı sayesinde her maçta rekabetçi kalabiliyorlar. Savunmada agresif, hücumda sabırlılar. Phoenix’in hızlı tempoda oynamaya çalışacağı, Utah’ın ise top paylaşımıyla tempoyu düşürmeye çalışacağı bir taktiksel savaş izleyebiliriz.

Sonuç olarak bu maç, “yeniden yapılanma sancısı yaşayan bir dev” ile “kimliğini bulan bir sistem takımının” karşılaşması olacak. Phoenix, bireysel yeteneklerle sonuca gitmeye çalışırken, Utah takım kimyasıyla sahada dengeyi sağlamaya çalışacak. Hangisinin baskın geleceğini belirleyecek olan ise basit bir unsur olacak: sabır ve disiplin. Çünkü biri çözülme eşiğinde, diğeri istikrarın peşinde. 🏀🔥