NBA’deki Temsilcilerimizden Ömer Faruk, Detaylı Bir Röportaj Verdi

NBA’de ülkemizi Miami Heat formasıyla temsil eden milli oyuncu Ömer Faruk Yurtseven detaylı bir röportaj verdi.

Çaylak sezonunda kendisine gelen fırsatları iyi değerlendiren 23 yaşındaki Ömer Faruk, toplamda 56 maçta forma giyerken ve bunların 12’sine ilk 5 başladı ve 5.3 sayı, 5.3 ribaund ortalamalarıyla oynadı.

Sezonun bitiminin ardından Türkiye’ye dönen Yurtseven, S Sport’a kapsamlı bir röportaj verdi ve Heat günlerini, Fenerbahçe Beko’dan ayrılışını, koç Obradovic ile yaşadıklarını anlatan uzun, şu ifadeleri kullandı:

Miami’den fırsatı sürekli bekliyordum. Sadece biri sakatlanır, biri hastalanır, COVID protokollerine girer vs. değil sadece. Sürekli hazır olma mantalitesi vardı aklımda çünkü her an sahaya atabilir diye düşünüyordum. Ki o an geldiğinde bu da işime yaradı. Belki de hazır kaldığım için geldi o an bi yandan da.

O ateşin içine atıldığınızda gelişme hızınız inanılmaz artıyor çünkü ne kadar antrenman yaparsanız yapın aynı ateşi yakalayabilmek çok kolay değil.

Temsilcimizin süreleri yoğun playoff ortamında çoğu çaylağın yaşadığı gibi minimuma indi. Bu duruma değinen Ömer, hislerini aktardı:

Tabii ki üzücü, stres verici bir durumdu çünkü sezonun başında dediğim gibi hazır kalmaya çalışıyordum. Oynadıktan sonra bir yandan da hak ettiğimi düşünüyordum. Onun da meyvesini yiyememek, playoff seviyesinde, Doğu Finalleri’nde temsil edememek üzdü. Bir yandan da bunu yakıt olarak kullanıyorum.

Ömer Faruk, Jimmy Butler’ın Doğu Finalleri 7. maçında denediği şut ve bunun takıma yansımaları hakkında konuştu:

Yaşandıktan sonra ne kadar negatif bir şey söylesen bir mantığı yok. Herkes o şutu sokacağına inanmıştı. O an iki sayı gerideydik. Celtics‘in bir pozisyonu daha oluyordu, durdursak maçı kazanıyorduk. Çembere gitseydi basket faul ihtimali dışında sadece beraberlik olurdu. O seride o kadar iyi oynayıp, o kadar yüksek yüzdeyle üçlük atınca o özgüveni hak etti. O yüzden hiç kimse bir şey diyemez. Tam tersi ‘Çok iyi şuttu, bir daha olsa bir daha atmanı istiyorum’ dedi herkes.

Temsilcimiz, Jimmy Butler ile yaşadığı anılardan birini aktardı:

Uçaktaydık ve bir hava boşluğuna düştük. Çaprazında oturuyordum Jimmy’nin ve neredeyse tavana kafasını çarpacak kadar yükseldiğini gördüm onun. Etrafına tutunur gibi oldu. Yüzündeki ifade komediydi çünkü böyle birinden hiç beklemiyorsun bunu. Uçma hissi onu çok şaşırttı.

Takımda bu sezon en iyi anlaştığım isim Victor Oladipo.

Ömer Faruk; takımın soyunma odası lideri, uzun yıllardır Heat forması giyen Udonis Haslem’e değindi:

Çoğu kişinin aklı Max Strus, Gabe Vincent gibi draft edilmeden parlayan oyunculara gidiyor ama Haslem bu konuda ilkti. Bu durumun bayrak taşıyıcısı o. Ben de draft edilmeden kadroya giren beş oyuncudan biriyim. ‘Bu oyuncuyu baskı altına atarsak, elmasa döner’ diyebilmeleri… Senin limitlerini zorlayan bir organizasyon. Sürekli söylüyorlar zaten, en disiplinli, en sert organizasyonlardan biri. Mantalite bu olduğu zaman, her sahaya çıktığında %200’ünü bekliyor herkes. Bunların hepsi antrenman sahasında başlıyor. İşin görülmeyen tarafı da bu, yaptığımız işlerin temelini salonda atıyoruz.

Ömer Faruk Yurtseven, medyada büyük yankı uyandıran Fenerbahçe Beko’dan ayrılış sürecini, Zeljko Obradovic ile yaşadıklarını ve hissettiklerini aktardı:

Bir medyaya söylenen var, bir de olayın içinde olduğunda gördüklerin var. Dışarıdan okuduğum zaman o sırada hiç 17 yaşındaki Ömer’in perspektifini söyleyen olmadı. Ki bi yandan mantıklı. Bir yanda Obradovic konuşuyor, bir yanda 17 yaşındaki Ömer.

Fenerbahçe her zaman evim olarak kalacak. O sırada Kanada’da NBA’in düzenlediği ‘Basketball Without Borders’ turnuvası vardı. Tüm dünyadan oyuncular çağrılıyordu. Ben Avrupa grubuyla orada Fenerbahçe’yi ve Türkiye’yi temsil etmeye gidiyordum. O kampa çağrıldığımda takımın yöneticilerinden biri bunu bana söyledi. Ben de ‘Takıma uyarsa oynamam için şans, oynamak isterim. İyi bir deneyime benziyor. Siz ne düşünüyorsunuz?’ dedim. Onlar da bunun iyi bir şans olduğunu, orada hem Fenerbahçe’yi hem Türkiye’yi temsil edeceğimi söylediler. O yüzden orada anlaşma sağlamıştık. Hatta konuştuğum yönetici gidip koça soracağını söylemişti. Çünkü her zaman son kararı koç verir.

O karar verildikten sonra da basın toplantısı anına kadar bir daha konusu açılmadı. Biletimi Fenerbahçe almıştı. Vizemi de takım halletti. Ben de durum böyle olunca herkesin yeşil ışık gösterdiğini düşündüm. Sonra Kanada uçağına bindim. İner inmez telefonuma bildirim yağdı. Sonra Obradovic’in basına verdiği videoyu izledim ve çok garip bir histi çünkü her gün gördüğün bir insan. Bana o şansı vermiş baş koçumun öyle şeyler söylemesi çok garibime gitmişti.

Sebebini hiç anlamadım. İzin vermeseydi bilet alınmazdı, vize alınmazdı. Buradan taksiye atlayıp Kanada’ya gitmiyorum, arada çok detay var.

Sonradan bütün taraftarın bana karşı dönmesi, söyledikleri şeyler üzdü tabii ki. Sonuçta ben küçüklüğümden beri Fenerbahçeliyim. Söylenen negatif şeyler tabii ki dokunuyor. Bir yandan bu sesleri kontrol edemeyeceğimi öğrendim. O yüzden önümdeki yola devam ettim.

Bir de o sırada üniversiteye gitmek istiyordum. Sonradan aklıma ‘Obradovic üniversiteye gitmek istediğimi bildiği için o basın toplantısında böyle şeyler söyledi’ dedim içimden. Bunu düşününce de bir şey diyemedim.

Ayrılığım hoşuna gitmediği için her şeyi karşıma kullanması, basına karşı böyle bir şekilde atması herhalde onun aklına gelen en iyi fikirdi.

17 yaşındaki bir çocuğa o kadar yaşlı ve deneyimli bir koçun böyle bir şey yapması… Anlayamamıştım o sırada ne olduğunu.

Fenerbahçe’nin önerdiği beş yıllık kontratın miktarı o kadar fazlaydı ki… O kontrata hayır diyebilmek en zor karardı zaten.