Ufuk Sarıca: “Enerji, Tutku, Yarışma.”

A milli basketbol takımımız ve Pınar Karşıyaka‘nın başarılı koçu Ufuk Sarıca, Hürriyet’e soru-cevap şeklinde bir teleröportaj verdi.

Koç Sarıca kendisini anlatan üç kelimeyi, “Enerji, tutku, yarışma” şeklinde cevaplandırırken bazı maçlarda giydiği mavi gömleğinin de kendisi için önemli bir totem olduğunu dile getirdi.

Karantina süreci nasıl geçiyor? Siz de futbol kulüpleri gibi online idmanlar mı yapıyorsunuz?

Oyuncularla görüşüyoruz ama online devam etmek aslında çok mantıklı değil. Herkes spor salonuna gidemiyor, evde yapacağın hareketler de kısıtlı. Yani normal çalışma şartlarına göre mukayese kabul edilemeyecek bir sistem. O yüzden online antrenman değil ama günlük hal hatır sorma, “Bugün ne yapıyorsunuz?” şeklinde oluyor. Aslında basketbol şu aralar son sıralarda gelen bir şey.

İzlemekten en çok zevk aldığınız basketbolcu kim?

Michael Jordan.

Unutamadığınız spor karşılaşmalarını anlatır mısınız?

Aklıma ilk gelen, Efes Pilsen’de oynarken Koraç Kupası’ndaki Teamsystem Bologna yarı finali. Bunun yanında geçen sene Dünya Şampiyonası’ndaki ABD maçı. Çok talihsiz bir şekilde biten bir maçtı. Ayrıca Pınar Karşıyaka ile kazandığımız final serisindeki Anadolu Efes maçı.

Hayatınızda idol aldığınız bir kişi var mı?

Bir kişiyi idol olarak almadım. Kendim bir şeyleri geliştirdim. Yaşam şekli olarak rahmetli babamın bir sürü özelliğini, özellikle kararlılığını ve disiplinini örnek almışımdır.

Sporcularınızın özel hayatındaki sorunlarla nasıl ilgileniyorsunuz?

Benim kapım hep diyaloglara açıktır. Yardım isteyebilirler, açılabilirler. Kimi açılıyor, kimi açılmıyor. Karşındakini biraz keşfedince işler daha kolay oluyor.

En beğendiğiniz spor filmi?

English Game, Moneyball, Ford ve Ferrari. Bazen gülmek de istiyoruz. Jet Sosyete’yi izliyorum bu ara. Onları da bu süreçteki online dizi fikirleri için tebrik etmek istiyorum.

On yıl önceye dönebilseniz kendinize mesleki anlamda ne öğüt vermek isterdiniz?

Çok geçmişe dönmüyorum ben. Bugün için yapacak bir şey yok ama yarın için her zaman var. Belki teknik olarak düşünecek olursam basketbolu bırakma fikri için belki diyebilirim. Acaba biraz daha uzatsa mıydım diye bir soru olabiliyor.

Bugünlere gelirken zorlandığınız anlarda ne yaptınız?

Zorlandığım dönemler oldu ama hiçbir zaman başka bir şey yapayım demedim. ‘Nasıl daha fazla düzeltebilirim?’ dedim. Pazar maç kötü geçtiyse çarşamba da maç var. Onda iyi olabilirsin. Ona bakıyorum, hayat da böyle.

Hayatınızda en büyük desteği kim verdi?

Seni anlayan bir ailen varsa o çok önemli oluyor. Sorularla sizi deşmeyen bir aile. Babam çok acımasız eleştirirdi. Bu bir parça hırs da yüklüyor. Dengeyi sağlarsan güzel.

Sporculuk yıllarınızda kim size ilham oldu?

Michael Jordan. Çok ilginç bir hikayesi var onun. Her açıdan örnek alınması gereken bir yaşantı.

Yaptığınız işe sizi bağlayan duygu ne?

Sevgi. Sporculuğun sonrasında antrenörlük zor. Sevdiğin zaman o zorlu kısmı arka planda bırakabiliyorsun. O senin yaşam şeklin oluyor.

Kariyerinizde hatalar yaptığınız oldu mu?

Oldu. Transfer yaptığım bir sene, söylemeyeceğim hangi sene ama o transferi yapmayıp devam edebilirdim oyunculukla ilgili. Maçlarla ilgili oluyor tabii. Her maçta doğru kararı vermeniz mümkün değil.

Sporcu olmak için ne gibi fedakârlıklar yaptınız?

Benim herhangi bir kış tatilim olmamıştır. Sporcu için kolay olmuyor. Yazın da öyle. Birçok sezona yaz tatili geçirmeden başladım. Kaçırdığım doğum günler, düğünler oldu. Üzülüyorsun tabii yanında olamamaktan ama sonraki gün başka bir haz seni ayakta tutuyor. Yarışmacıysan zaten oradan vazgeçip burayla devam edebiliyorsun.

Neden takım sporu seçtiniz?

Basketbolu seviyordum. Ama tek başına koş desen koşamam. Atletizm yapamazdım.

Spor dünyasının sizi ileride nasıl hatırlamasını isterdiniz?

Ben, Efes’in 90’lı yıllardaki başarılı takımıyla anılan bir oyuncuyum. Bu benim için önemli. Antrenörlük hayatımda da başarılar var. Milli Takım antrenörü olmak, oralara çıkmak çok önemli bir şey. Karşıyaka ile elde ettiğimiz başarılar çok önemli. Acayip kahramanlık hikayeleri.

Maça çıkarken gençken olduğunuz kadar heyecanlı mısınız?

Şu anda da heyecanlıyım, gençken de heyecanlıydım.

Bir maçtan önce çok heyecanlanınca kendinizi nasıl sakinleştiriyorsunuz?

Normal yapımda da sakinliği koruyabiliyorum. Kendimi frenleyebiliyorum, içimde yaşıyorum, dışarıya aksettirmiyorum.

Başka hangi sporu yapmak isterdiniz?

Araba yarışçısı olmak isteyebilirdim. Hızı seviyorum.

Sizi hangi kelimeler tanımlar?

Enerji, tutku, yarışma.

En güçlü ya da en zayıf yanınız?

Zayıf yanımı söylemem! Güçlü yanım mücadeleci olmam.

Toteminiz var mı?

Çok var. Bazı maçlarda mavi gömlek giyerim. Onda güzel anılar var, o bir mesaj.

Takip ettiğiniz başka branşlar var mı?

Zaman oldukça futbol ve tenis maçları izliyorum.

Disiplin sorunlarıyla nasıl baş ediyorsunuz?

Ben çok fazla cezacı biri değilim. İkna ya da ödül kısmı ile çözmeye çalışıyorum.

Gençlere mesajınız?

Sevdikleri şey için tutkuyla koşmaları gerek.

Bir motivasyon cümleniz var mı?

Hayal etmeden olmuyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir